Learn Everyday New Vocabulary and Pronunciation, turkish grammer, turkish prononcuation, turkish videos, turkish kitchen
28 Nisan 2011 Perşembe
İyelik Ekleri
İyi günler, sevgili dinleyenlerimiz. Bugünkü konumuz iyelik ekleri.
Türkçede sahiplik, bağlılık, ait olmayı anlatan eklere iyelik ekleri denir. İyelik ekleri ismin karşıladığı nesnenin bir kişiye, ya da bir nesneye ait olduğunu belirtir. İyelik ekleri isimleri kendinden önce gelen ilgi halindeki bir kişi zamirine, ya da ilgi halindeki bir isme bağlar. Sözgelimi "eviniz nerede?" dediğimiz zaman evin size ait olduğunu söylüyoruz. Yani aslında bu cümle sizin eviniz nerede demektir. Şimdi kişilerle birlikte kullanımına örnekler verelim. Önce önsüzle biten bir kelimeye iyelik eklerini getirelim.
Kelimemiz 'kalem' olsun. Benim kalemim. Senin kalemin. Onun kalemi. Bizim kalemimiz. Sizin kaleminiz. Onların kalemi, veya onların kalemleri.
Kelimemiz 'ev' olsun. Benim evim, senin evin, onun evi, bizim evimiz, sizin eviniz, onların evi, veya onların evleri.
Şimdi de ünlüyle biten bir kelimeye iyelik eklerini getirelim.
Kelimemiz 'anne' olsun.
Benim annem, senin annen, onun annesi, bizim annemiz, sizin anneniz, onların annesi, veya onların anneleri.
Kelimemiz 'araba' olsun.
Benim arabam, senin araban, onun arabası, bizim arabamız, sizin arabanız, onların arabası, veya onların arabaları.
Şimdi geleneklerimizden biri olan 'düğün'le ilgili aşağıdaki metni iyelik eklerine, yani sahip olma durumuna dikkat ederek dinleyiniz.
Düğün.
Bengü, bugün çok mutlu. Çünkü ablası Esra bu hafta sonu evleniyor. Cumartesi günü Esra'nın düğünü var. Esra yirmibir yaşında, ve Türkçe öğretmenidir. Nişanlası Erol da yirmi üç yaşında, ve Türkçe öğretmenidir. Bengü'nün evinde büyük bir düğün hazırlığı var. Düğün için diğer şehirlerde oturan akrabaları geldi. Damadın ailesiyle Esra ve Bengü bugün çarşıya çıkıyorlar. Düğün için, alışveriş yapacaklar. Esra ayakkabı, çanta, ve güzel, şık, beyaz bir elbise almak istiyor. Nişanlası ise, damatlık takım elbise, ayakkabı, gömlek, ve kravat almak istiyor. Bengü de onlarla beraber çarşıya gidiyor. O, ablasına hediye almak istiyor. Ama ablası "sen şimdi bana hediye alma, çünkü sen daha öğrencisin. Ama ben sana bir hediye almak istiyorum" diyor, ve ona bir elbise alıyor. Cuma akşamı Bengü'nün evinde kına gecesi var. Kına gecesi, gelinin ailesinin yanındaki son gecesidir. Bu gecede genç kızlar ve kadınlar şarkılar ve türküler söylüyor, ve oyunlar oynuyorlar. Sonra, ışıklar sonuyor ve gelinin eline kına sürüyorlar. Kına gecesinde Esra'nın annesi çok ağlıyor. Çünkü Esra evden gidiyor. Onun da artık yeni bir evi ve ailesi olacak.
Şimdi de Türkiye'de herkesin tanıdığı iki ünlüyü sizlere kısaca tanıtmak istiyoruz. Lütfen bu metinleri de iyelik eklerine, yani sahip olma durumuna dikkat ederek dinleyiniz.
Yıldız Kenter.
Ünlü bir tiyatro sanatcısı ve yazarıdır. Konservatuvarda ve Müjdat Gezen sanat merkezinde oyunculuk dersleri vermektedir. Eşi ve kardeşi de kendisi gibi sanatçıdır. Türkiye'de ve yurt dışında birçok oyunda başrol oynamıştır. 'Ben Anadolu' onun en ünlü oyunudur. Bütün hayatını tiyatro ve sinema gibi sanat dallarına adamıştır.
İbrahim Kutluay.
Türkiye'de en tanınan basketbol oyuncularından biridir. Bir metre doksan sekiz santrimetrelik boyluyla dikkat çekmektedir. Önceleri Türkiye'de Fenerbahçe basketbol takımında oynuyordu. Daha sonra, yıllarca yurt dışında basketbol oynadı. Şimdi yine eski takımında, yani Fenerbahçe'de basketbol oynamaya devam ediyor. İyi bir tiyatro, opera ve bale izleyicisidir. Bilardo ve satranç oynamak özel zevkleri arasındadır.
Gördüğünüz gibi, size tanıtmaya çalıştığınız bu ünlülerimizin birçok özelliği var. Şimdi söyleyelim bakalım. Sizin neyiniz var?
İsim Kelimelerinde Öncelik Sonralık İlişkisi
İyi günler, sevgili dinleyenlerimiz. Bugünkü konumuz öncelik-sonralık ilişkisi.
Türkçe'de isim kelimelerinde öncelik-sonralık ilişkisini -den önce, ve -den sonra kalıplarıyla gerçekleştirmekteyiz. Sözgelimi, öğleden önce neler yapacaksın?
Öğleden önce, işim yok. Onun için, alışverişe gideceğim. Ama öğleden sonra, işyerinde toplantımız var. Mutlaka katılmam gerek.
Toplantıdan sonra işin yoksa buluşup, tiyatrodan bilet almayı gidelim mi?
Tamam. Ama tiyatroya gitmeden önce yolumuzun üstünde bir arkadaşıma da uğramam gerekiyor. Sence bir mahsuru var mı?
Hayır, hiç mahsuru yok. Toplantıdan sonra görüşmek üzere.
Tamam. Toplantıdan sonra görüşmek üzere.
Şimdiki konuşmayı öncelik-sonralık ilişkisini belirten, -den önce ve -den sonra kalıplarının cümle içerisinde kullanımına dikkat ederek dinleyiniz.
Yahya Kemal.
Günaydın, Dilara. Nasılsın, bu sabah?
Teşekkür ederim, öğretmenim. İyiyim. Siz nasılsınız?
Ben de iyiyim. Teşekkür ederim. O elindeki kitabın adı ne? Ne okuyorsun?
Kendi Gök Kubbemiz, öğretmenim. Yahya Kemal'in şiir kitabı.
Ne kadar güzel. Sen şiiri seviyorsun galiba.
Evet, öğretmenim. Şiir okumayı ve ezberlemeyi seviyorum.
Sadece şiir kitapları mı okuyorsun?
Hayır, öğretmenim. Bundan önce Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 'Yahya Kemal' adında bir kitabını okudum. Ondan sonra, Yahya Kemal'in şiirlerini merak ettim. Kütüphaneden bu kitabı buldum, ve ödünç aldım.
Çok güzel. Demek ki sen çok okuyan bir öğrencisin. Peki, Yahya Kemal'ın hayatı hakkında her şeyi öğrendin mi?
Bilmiyorum, öğretmenim. Ama onunla ilgili pek çok bilgi vardı kitapta. İsterseniz size biraz anlatayım.
Olur. Sen anlat, ben de seni dinlerken bilmediğin bir şeyler varsa sana onları anlatayım.
Öğretmenim, Yahya Kemal Üsküp'te doğmuş. İlkokul çağına kadar orada büyümüş. Bir süre Selanik'te yaşadıktan sonra, tekrar Üsküp'e dönmüşler. Ve daha sonra Yayha Kemal Paris'e gitmiş.
Dilaracım. Yahya Kemal Paris'e gitmeden önce İstanbul'a gelmiş. İstanbul'da bir süre kaldıktan sonra Paris'e gitmiş.
Tamam öğretmenim. Onu da not alayım bir kağıda. Devam edebilir miyim, öğretmenim?
Evet. Devam et, canım. Sekiz on yıl Fransa'da kalan Yahya Kemal İstanbul'a geri dönmüş. Bir müddet arkadaşlarıyla birlikte şehir ve edebiyat sohbetlerine katılmış. Uzun yıllar Yakup Kadri ile arkadaşlık etti. Daha sonra Ziya Gökalp'in de desteğiyle üniversitede ders vermeye başlamış.
Dilara, Yahya Kemal'in Türk tarihine olan ilgisini biliyor musun?
Evet, öğretmenim. Yahya Kemal Fransa'dayken Türk tarihiyle ilgili kitaplar okumaya başlamış. Fransa'dan döndükten sonra da tarihi olan ilgisi devam etmiş. Türk tarihinin Malazgirt Zaferi'nden sonraki kısmına önem vermiş, ve tarih hakkında düşüncelerini açıklarken Malazgirt'ten sonraki gelişmeler üzerinde çok durmuş. Hatta İstanbul'un fethine ve Fatih Sultan Mehmet'e ayrı bir ilgi göstermiş.
Peki, Dilara. Şiirlerini ne zaman yayımlamaya başlamış?
Paris'ten döndükten sonra şiirlerini yayımlamaya başlamış.
Paris'e gitmeden önce hiç şiiri yayımlanmamış mı? Ben bir şiirinin yayımlandığını biliyorum.
Olabilir, öğretmenim. Ama ben onu bilmiyordum. Onu da not alayım. Daha sonra pek çok şiirini İstanbul'da yayımlamış. Bu arada üniversitede ders verdiği öğrencileriyle de edebiyatla ilgili sohbetler düzenlemeye devam etmiş. Öğrencileriyle dergiler çıkarmış. Öğrencilerinden birisi de sonradan çok meşhur olan Ahmet Hamdi Tanpınar'mış. Yahya Kemal, Birinci Dünya Savaşı'nı tanık olmuş. Savaştan sonra Yahya Kemal İstanbul'u ve İstanbul insanını gözlemlemiş. Onun şiirlerinde İstanbul'a ve Türk insanına ait pek çok özelliğe rastlayabiliyoruz.
Aferin, Dilara. Ne kadar çok şeyi ögrenmişsin.
Öğretmenim, ayrıca Yahya Kemal Türkçeyi en güzel kullanan şairler arasındadır.
Evet, Dilara. Seni tebrik ediyorum. Çok güzel öğrenmişsin.
Teşekkür ederim, öğretmenim. Bilmediğim bazı bilgileri öğrettiğiniz için ayrıca teşekkür ederim.
Rica ederim, Dilaracım. Bundan sonra da kitap okumaya devam et. Dersde görüşmek üzere. Hoşça kal.
Görüşmek üzere, öğretmenim.
Fiillerde Zaman
İyi günler, sevgili dinleyenlerimiz. Bugünkü konumuz fiillerde zaman.
Şu ana kadar gördüğümüz kelimeler canlı ve cansız varlıkların isimleri, ya da varlıkları niteleyen ve belirten isimlerdir. Bu kelimeler, bir haraketi anlatmaz. Oysa her dilde olduğu gibi Türkçe'de de varlıkların yardımıyla hareket eden bir eyleme anlatan kelimeler vardır. İşte bu kelimelere fiil, başka bir ifadeyle eylem diyoruz. Fiil, varlıkların yaptıkları işleri zamana, biçime, ve kişiye bağlayarak anlatan kelimelerdir. Zaman, eylemin yapılmakta olduğunu, yapıldığını, veya yapılacağını haber veren süredir. Eylemin yapılmakta olduğu süreye şimdiki zaman diyoruz. Eylemin yapılmış olduğunu bildiren süreye geçmiş zaman, eylemin yapılacağını gösteren süreye ise gelecek zaman diyoruz. Bunlar, Türkçe'deki üç ana zamandır.
Bugünkü programımızda şimdiki zamanla cümle oluşturma konusunu ele alacağız. Şimdiki zaman genellikle eylemin konuşma anında yapılmakta olduğunu, ya da yapılmaya başlanacağını bildirir. Şimdiki zaman eki '-yor'dur. Lütfen, okuyacağımız parçadaki şimdiki zaman eklerine dikkat ediniz.
Ben her sabah erkenden kalkıyorum. Kahvaltıdan önce, biraz spor yapıyorum. Duştan sonra kahvaltımı hazırlıyorum. Çünkü ben tek başıma yaşıyorum. Ailemden çok uzakta oturuyorum.
Şu cümlelerdeki şimdiki zaman eklerine dikkat ediniz.
Şu an, ders çalışıyorum.
İşe her sabah yürüyerek gidiyorum.
Kurs on gün sonra bitiyor.
Her akşam ders çalışıyorum.
Ben Türkçe öğreniyorum.
Şimdiki zamanla bir cümle kurmak istediğimiz zaman, fiilin kök ya da gövdesine 'yor' eki getiririz.
Kardeşim çok yaramaz bir çocuk. Hiç söz dinlemiyor. Evdeki her şeyi kırıyor. Babam bazen çok kızıyor ve ona bir şeyler söylüyor. Ama o hiç aldırış etmiyor. Ve yine yaramazlık yapıyor.
Arkadaşlık.
Merhaba. Benim adım Alper.
Merhaba. Benim adım Kaan.
Nasılsınız?
Teşekkür ederim. İyiyim. Siz nasılsınız?
Ben de iyiyim. Nerelisiniz?
İzmir'liyim. Siz nerelisiniz?
Ben Ankara'lıyım. Ne iş yapıyorsunuz?
Öğrenciyim. Lisede okuyorum. Siz ne iş yapıyorsunuz?
Ben de öğrenciyim. Üniversitede okuyorum.
Nerede oturuyorsunuz?
Küçükesat'ta oturuyorum. Siz nerede oturuyorsunuz?
Ben Gazi Osman Paşa'da oturuyorum. Hafta sonunda neler yapıyorsunuz?
Hafta sonunda ders çalışıyorum, müzik dinliyorum, gazete okuyorum, televizyon seyrediyorum, spor yapıyorum, bilgisayarda oyun oynuyorum, arkadaşlarıma telefon ediyorum, bazen mektup yazıyorum. Siz neler yapıyorsunuz?
Ben resim yapmayı çok seviyorum. Onun için resim yapıyorum. Bazen arkadaşlarla birlikte sinemaya gidiyoruz. Bazen de arkadaşlarla futbol, ya da basketbol oynuyoruz. Sonra, evde televizyon izliyorum, veya roman okuyorum.
Sigara içiyor musun?
Hayır, içmiyorum. Sen içiyor musun?
Hayır, ben de içmiyorum. Sigara ve içkiyi sevmiyorum.
Kardeşin var mı?
Evet. Bir kardeşim var. Dokuz yaşında, ilk okula gidiyor. Senin kardeşin var mı peki?
Evet. Benim de bir kardeşim var. O beş yaşında, ve henüz okula gitmiyor. Ben her sabah okula servisle gidiyorum. Okulda çok arkadaşım var. Biz kantinde oturup, çay veya kahve içiyoruz, sohbet ediyoruz. Sonra, derse gidiyoruz.
Biz de genellikle üniversitenin kantininde yemek yiyoruz. Bazen de lokantaya gidiyoruz.
Annen çalışıyor mu?
Evet. Annem çalışıyor. Annem öğretmen. O çocukları çok seviyor. Senin annen de çalışıyor mu?
Evet. Benim annem de çalışıyor. O doktor. Her gün hastaneye gidiyor.
Ben şimdi eve gidiyorum. Yarın görüşmek üzere. Hoşça kal.
Güle güle. Tanıştığımıza çok memnun oldum.
Ben de memnun oldum.
27 Nisan 2011 Çarşamba
İsim Cümleleri
İyi günler, sevgili dinleyenlerimiz. Bugünkü konumuz isim cümleleri. Var, yok.
Türkçede isim cümlelerinde sıkça kullandığımız iki kelimedir, var ile yok. Bu iki kelime ile özellikle soru sorar ve cevap veririz.
Bugün boş vaktin var mı?
Evet. Bugün boş vaktim var.
Hayır. Bugün boş vaktim yok.
Paran var mı?
Hayır, yok.
On liran da mı yok?
Maalesef, hiç param yok.
Evinizde hayvan var mı?
Var.
Neler var?
Bir kedimiz, bir de kuşumuz var.
Şimdi size sunacağımız konuşmayı var yok kullanımına dikkat ederek dinleyiniz.
Mahallemiz.
Merhaba. Benim adım Ahmet.
Merhaba. Ben de Ayşe. Memnun oldum.
Ben de memnun oldum. Mahalleye yeni taşındınız, değil mi?
Evet, yeni taşındık.
Nereden geliyorsunuz?
Neşehir'den geliyoruz. Babamın tayini buraya çıktı. Artık burada oturacağız.
Çok güzel. Sevindim.
Ben pek sevinemedim. Neyşehir'deki evimiz daha güzeldi.
Nasıldı? Evinizde neler vardı?
Neyşehir'deki evimizin büyük bir bahçesi vardı. Bahçede meyve ağaçları vardı. Babam bir de salıncak kurmuştu benim için.
Bahçede elma ağacı var mıydı?
Evet. Elma ağacı vardı.
Portakal ağacı var mıydı?
Hayır. Portakal yoktu. Orada portakal yetişmiyor.
Çam ağacı var mıydı?
Evet. Çam ağacı vardı. Babam salıncağı çam ağacına kurmuştu.
Oradaki evinizin hangi özelliklerini seviyordun?
Evde bana ait bir odam vardı.
Buradaki evinizde senin ayrı bir odan yok mu?
Hayır, yok. Kardeşimle aynı odada kalıyoruz.
O evinizde ikinizin de ayrı odaları mı vardı?
Evet. Küçük ama ayrı odalarımız vardı.
Oradaki eviniz apartman mıydı?
Hayır, apartman değildi. Ayrı müstakil bir evdi. İki katlıydı.
Evinizde kaç oda vardı?
Yedi oda vardı.
Evde kombi var mıydı?
Hayır, yoktu.
Evi nasıl ısıtıyordunuz?
Kömürle çalışan kalorifer vardı.
Sizin için ayrı banyo ve tuvalet var mıydı?
Evet. Evde iki tane banyo, ve iki tane tuvalet vardı.
Evde bodrum var mıydı?
Hayır. Bodrum yoktu.
Depo şeklinde bir yer var mıydı?
Evet. Geniş bir depomuz vardı. Bisikletimi oraya korardım.
Bahçede bisiklete biner miydim?
Evet. Bahçede sık sık bisiklete biner gezerdim.
Buradaki evinizin çatısı var mı?
Hayır. Buradaki evde çatı yok.
Buradaki evinizde depo var mı?
Hayır. Yok. Buradaki evimizin bodrumu var.
Buradaki evinizde kaç banyo var?
Bir tane banyo var.
Buradaki evinizin bahçesi var mı?
Hayır, yok.
Buradaki eviniz apartman dairesi mi?
Evet.
Bu evde balkon var mı?
Evet. Var.
Ayrı bir odan var mı?
Kardeşimle kaldığımız bir oda var. Senin bilgisayarın var mı?
Hayır. Yok. Senin var mı?
Evet. Var. İstersen, benim bilgisayarımda oyun oynayabilirsin.
Sağ ol. Teşekkür ederim.
Sizin ev nasıl? Apartman mı?
Hayır. Değil.
Sana ait ayrı bir odan var mı?
Kardeşlerimle kaldığımız bir odam var.
Bisikletin var mı?
Eskiden vardı. Ama bozuldu. Şimdi yok.
Üzüldüm. İstersen, benimkine binebilirsin.
Teşekkür ederim.
Bir şey değil.
Hal Ekleri
İyi günler, sevgili dinleyenlerimiz. Bugünkü konumuz hal ekleri.
İsmin halleri sözüyle, bir varlığın bir fiille, veya bir varlığın başka bir varlıkla olan ilişkisini anlatıyoruz. İsimler cümler içindeki görevlerine ve fiili olan ilgilerine göre ya yalın durumda bulunurlar, ya da çekim eklerinden birini alırlar. Cümledeki görevlerine göre isimlerin bulunabilecekleri durumlardan her birine isimi hali denir. Bir ismin yüklemle ve başka bir isimle ilgisini incerediğimizde, hal eklerinden söz etmemiz gerekir. İsimlerin anlam birlikleri içerisinde bulunabilecekleri haller, durumlar, şunlardır.
Bir: Yalın hal. Kalem.
İki: Belirtme hali. Kalem-i, kalemi.
Üç: Yönelme hali. Kalem-e, kaleme.
Dört: Bulunma hali. Kalem-de, kalemde.
Beş: Uzaklaşma hali. Kalem-den, kalemden.
Altı: İlgi hali. Kalem-in, kalemin.
Bu ekler, kelimedeki ünlülerin durumuna göre kalın veya ince olur. Örnek verecek olursak: evde, okulda, sepette, sokakta, çantadan, masayı, evi, öne, arkaya, kapının, annesini.
Şimdi yapacağımız konuşmayı hal eklerinin kullanışına dikkat ederek dinleyiniz.
Türkiye'de tatil.
Merhaba, Milli. Nasılsın?
Merhaba, Aycan. Teşekkür ederim. İyiyim. Sen nasılsın?
Ben de iyiyim. Çok teşekkür ederim. Nereden geliyorsun?
Bu yaz tatile gitmek istiyorum. Onun için birkaç turizm şirketine gittim. Bilgi aldım, fıyatlarını sordum. Bütün günümü buna ayırdım.
Bir karar verebildin mi?
Hayır. Henüz karar veremedim. Aslında ben Antalya'ya veya Bodrum'a gitmek istiyorum. Cünkü bütün kış boyu güneşi özledim.
Evet. Aslında haklısın. Erzurum'da kış aylarında güneşi görmek mümkün olmuyor. Ama ben İstanbul'u tercih ederim.
Neden?
Çünkü İştanbul'da daha çok gezilecek tarihi yerler var. Mesela Aya Sofya, Sultanahmet Camisi, ve Topkapı Sarayı'nı bir günde gezebiliyorsun. Ertesi günde Kız Kulesi, Yerebatan Sarnıcı, Dolma Bahçe Sarayı'nı gezebilirsin. Özellikle yabancı ülkelerden gelenler Kız Kulesi ve sarayları çok beğeniyorlar. Ayrıca İstanbul Boğazı'nın eşsiz manzarası, ve Haliç'in güzelliği dünyanın hiç bir ülkesinde yok.
Evet. Aslında doğru söylüyorsun.
Ben geçen yıl Karadeniz bölgesine gittim. Sümela Manastırı'nı, pek çok eski kiliseyi, ormanları, yaylaları dolaştık. Karadeniz'in havası da çok güzel.
Evet. Oraya da gidebilirim. Ama ben gezmek değil, dinlenmek istiyorum.
Anladım. Sen yeni yerler görmek değil, güneşlenmek, ve biraz da eylenmek istiyorsun.
Evet. Benim amacım dinlenmek. Yeni yerleri görmek, farklı insanları tanımak değil. Çünkü daha önce, Ürgüp'e gittim. Ve o zaman, çok yorulmuştum.
Neden?
Biz otobüslerle Nevşehir'e gittik. Oradan Ürgüp'e geçtik. Rehberimiz bize peri bacalarını gezdirdi. Ama ben saatlerce dolaştığımız için, yoruldum.
Tabii. Bu şekilde yapılan geziler yorulcu olabiliyor. Ama dinlenmek için, zaman ayırmak gerekir.
Geçen yıl bizim şirketteki arkadaşlar hep birlikte Mersin'e gittiler.
Neler yapmışlar?
Onlar önce Cennet ve Cehennem Obrukları'nı gezmişler. Daha sonra, Mersin'deki Kız Kalesini gezmişler. Son olarak da Anamur'da denize gitmişler. Hem deniz, hem doğa, hem de tarih. Hepsi bir arada.
Çok güzel olurdu. Ama ben daha önce Mersin'e gitmiştim.
O zaman sen de İzmir'e git. Biraz önce saydığımız bütün imkanlar gibi, İzmir'de de imkanlar var.
Evet. Oraya da gidebilirim. Aslında Türkiye'de gezmek ve tatil yapmak için ne kadar çok seçenek var. Değil mi?
Evet. Bizim ülkemizin her köşesi ayrı bir güzelliğe sahip.
Elbette. Başka hiçbir ülkede bu kadar güzellik bir arada bulunmaz. Biz çok şanslıyız. Dünyanın her yerinden insanlar bizim ülkemizi görmek için Türkiye'ye geliyor.
Üstelik, çok uzaklardan gelenler de var. Mesela Japonya'dan, Amerika'dan, Almanya'dan, İngiltere'den, Avustralya'dan, ve Arap ülkelerinden her yıl binlerce insan geliyor.
Her neyse, ben biraz daha düşüneyim. Karar vermek çok zor.
Tamam. Sen biraz daha düşün. Seçeneğin çok nasıl olsa, daha sonra tekrar görüşelim.
Olur. Görüşelim.
Görüşmek üzere.
Question Words
Türkçede soru ya mı, mi, mu, mü edatlarıyla, ya da soru kelimeleriyle yapılır. Soru edatları önceki kelimeye bitişik yazılmaz, ayrı yazılır. Bir nesnenin ne olduğunu anlamak için soru sorarız. Sorudan soruya olumlu veya olumsuz cevap veririz. Mı soru edatıyla oluşturduğumuz sorulara olumsuz cevap veriyorsak, değil kelimesini kullanırız. Ayrıca, soru edatından sonra gelen ekler soru edatına bitişik olarak yazılır. Şimdi, işlediğimiz konuyu birkaç örnekle pekiştirelim.
A: Bu kitap senin mi?
B: Evet. Bu kitap benim.
B: Hayır. Bu kitap benim değil. Arkadaşımın.
A: Şu gelen senin amcan mı?
B: Evet. O benim amcam.
B: Hayır. O benim amcam değil.
A: Her gün kitap okuyor musun?
B: Evet. Her gün mutlaka kitap okuyorum.
A: Hayır. Bazen okuyamıyorum.
A: Bugün Hakan'ı gördün mü?
B: Hayır. Hiç görmedim.
Şimdi yapacağımız konuşmayı soru edatlarının kullanımına dikkat ederek dinleyeniz.
Bir telefon konuşması.
A: Ahmet Bey ile görüşebilir miyim?
B: Ahmet Bey mi?
A: Orası Ahmet Bey'in evi değil mi?
B: Hayır. Ahmet Bey'in evi değil.
A: Telefon numarınız sekiz yüz otuz iki yirmi otuz dört mü?
B: Hayır. Değil.
A: Özür dilerim. Numarayı yanlış çevirdim. İyi günler.
B: İyi günler.
A: Bu kitap mı?
B: Evet. Kitap.
A: Şu çiçek mi?
B: Hayır. O çiçek değil. Ağaç.
A: Bu pantolon mu?
B: Evet. Pantolon.
A: Şu silgi mi?
B: Evet. O silgi.
A: Bu gazete mi?
B: Hayır. O gazete değil. Dergi.
A: Affedersiniz. Ahmet Bey ile görüşmek istiyorum.
B: Ahmet Bey mi dediniz?
A: Evet.
B: Türkçe öğretmeni olan Ahmet Bey mi?
A: Evet. Türkçe öğretmeni.
B: Kıvırcık saçlı, değil mi?
A: Evet. Kıvırcık saçlı.
B: Orta boylu, değil mi?
A: Evet. Orta boylu.
B: Gözleri yeşil renkli, değil mi?
A: Tam yeşil değil. Ela galiba.
B: Evet. Olabilir. Hafif kiloluydu, değil mi?
A: Evet. Zayıf değil. Biraz kilolu.
A: Ahmet Bey gözlüklüydü, değil mi?
B: Evet. Gözlüklü.
A: Sarı saçlı, değil mi?
B: Hayır. Sarı saçlı değil. Siyah saçlı.
A: Uzun boylu, değil mi?
B: Evet. Uzun boylu.
A: İki çoçuğu var, değil mi?
B: Hayır. Bir kızı var.
A: Özür dilerim. Şizin bahsettiğiniz Ahmet Bey benim tanıdığım Ahmet Bey değil. Size yardımcı olamayacağım. İyi günler.
B: İyi günler.
Şimdi de aşağıdaki metni soru edatlarının kullanımına dikkat ederek dinleyiniz.
Selin'in kedisi.
Selin'in bir kedisi var. Adı Pamuk. Selin bazen Pamuğu okula getiriyor. Pamuk pek sakin bir hayvan değil. Çok yaramaz. Evde Pamuğun yatağı var. Ama hiç bir zaman yatağında uyumuyor. Selin'in ayaklarını seviyor. Sık sık Selin'in ayaklarının arasında uyuyor. Selin bu durumdan hiç şikayetçi değil. Çok memnun. Çünkü kışın Selin'in ayakları hiç üşümüyor. Ama yazın Selin kedi istemiyor. Çünkü hava çok sıcak. Peki, sizin kediniz var mı? Varsa, siz kedinizden memnun musunuz? Sizi duyar gibi. Yoksa siz Selin gibi kedinizden memnun değil misiniz? Sizlere bol kedili günler.
16 Nisan 2011 Cumartesi
15 Nisan 2011 Cuma
14 Nisan 2011 Perşembe
10 Nisan 2011 Pazar
9 Nisan 2011 Cumartesi
8 Nisan 2011 Cuma
7 Nisan 2011 Perşembe
4 Nisan 2011 Pazartesi
Hastane Kelimeleri (Health Words)
acil(isim): emergency(noun)
ağrı(isim): pain(noun)
aşı(isim): shot(noun)
ameliyat(isim): surgery(noun)
doktor(isim): doctor(noun)
hasta(isim): sick(noun)
hastane(isim): hospital(noun)
hemşire(isim): nurse(noun)
iyileşmek(fiil): heal(verb)
grip(isim): flu(noun)
nezle(isim): cold(noun)
öksürük(isim): cough(noun)
randevu(isim): appointment(noun)
röntgen(isim): x-ray(noun)
sigorta(isim): insurance(noun)
antibiotic(noun): antibiyotik
appointment(noun): randevu
aspirin(noun): aspirin
bandage(noun): bandaj
cold(noun): nezle
cotton(noun): pamuk
cough(noun): öksürük
diabetic(noun): şeker hastası
doctor(noun): doktor
emergency(noun): acil
flu(noun): grip
headache(noun): başağrısı
heal(verb): iyileşmek
hospital(noun): hastane
insurance(noun): sigorta
medicine(noun): ilaç
nurse(noun): hemşire
pain(noun): ağrı
pharmacy(noun): eczane
pill(noun): hap
shot(noun): aşı
sick(noun): hasta
surgery(noun): ameliyat
vitamin(noun): vitamin
x-ray(noun): röntgen
ağrı(isim): pain(noun)
aşı(isim): shot(noun)
ameliyat(isim): surgery(noun)
doktor(isim): doctor(noun)
hasta(isim): sick(noun)
hastane(isim): hospital(noun)
hemşire(isim): nurse(noun)
iyileşmek(fiil): heal(verb)
grip(isim): flu(noun)
nezle(isim): cold(noun)
öksürük(isim): cough(noun)
randevu(isim): appointment(noun)
röntgen(isim): x-ray(noun)
sigorta(isim): insurance(noun)
antibiotic(noun): antibiyotik
appointment(noun): randevu
aspirin(noun): aspirin
bandage(noun): bandaj
cold(noun): nezle
cotton(noun): pamuk
cough(noun): öksürük
diabetic(noun): şeker hastası
doctor(noun): doktor
emergency(noun): acil
flu(noun): grip
headache(noun): başağrısı
heal(verb): iyileşmek
hospital(noun): hastane
insurance(noun): sigorta
medicine(noun): ilaç
nurse(noun): hemşire
pain(noun): ağrı
pharmacy(noun): eczane
pill(noun): hap
shot(noun): aşı
sick(noun): hasta
surgery(noun): ameliyat
vitamin(noun): vitamin
x-ray(noun): röntgen
Uçak ve Havalimanı (Plane and Airport)
Biniş kapısı (isim): Boarding gate (noun)
Biniş kartı(isim): Boarding card (noun)
Çıkış Exit
Geliş(isim): Arrival(noun)
Giriş Entrance
Gidiş(isim): Departure(noun)
Gümrük (isim): Customs (noun)
Havalanmak (fiil): Take of
Havalimanı(isim):Airport(noun)
Servis(isim): Shuttle bus
Uçak (isim): Plane (noun)
Biniş kartı(isim): Boarding card (noun)
Çıkış Exit
Geliş(isim): Arrival(noun)
Giriş Entrance
Gidiş(isim): Departure(noun)
Gümrük (isim): Customs (noun)
Havalanmak (fiil): Take of
Havalimanı(isim):Airport(noun)
Servis(isim): Shuttle bus
Uçak (isim): Plane (noun)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)